TOPUKLARINIZ STANDARTLARINIZDAN YÜKSEK OLSUN

Bu özlü sözün orijinali daha farklı, biliyorsunuz. Ama bugün yüksek standartları övmeye değil, gömmeye geldik; lafı da işimize geldiğince eğip büktük. Haddimiz olmayaraktan “şema”lardan ve yüksek / acımasız standartlar şemasından, bunun pole ile olan ilişkimizdeki olası tezahürlerinden bahsedeceğiz.

Şema kelimesi psikoloji biliminde çocuklukta ve ergenlikte kökenleri bulunan, değiştirilmesi zor zihinsel yapıları, inanç kalıplarını, örüntüleri ifade ediyor.

Dünyaya kalbiniz kadar beyaz bir sayfa olarak fırlatılan bizler için şema oluşturma en önemli öğrenme süreçlerinden biri. Karşılaştığımız her olay, kişi ve nesne ile ilgili düşünce/intiba sahibi oluruz. Misal, kalemi bir görüp deneyimledikten sonra kafaya bir kalem şeması çizilir, sonra bu şemaya uyan nesnelerle karşılaşınca “kalemdir bu arkadaş” diye yaftalar, rahat ederiz.

Ne var ki, her şema bu kadar nesnel olmaz. Anamız, babamız, içine doğduğumuz kültür kalemi öğretecek kapasitedir muhtemelen de “başarı”, “özdeğer”, “yeterlilik” gibi daha derûn konularda kendi söküğünü dikemez durumda olabilirler. Dolayısıyla “Özge kızım, bu dünyada başarılı olmak için, her dalda birinci sen, yine birinci sen, oooo bi rin ci seen olmalısın” diyebilirler.

Ya da böyle demezler de sert eleştirilerle kalp kırabilirler, istismar, aile içi şiddet söz konusu olabilir, ilgi ve sevgilerini esirgeyebilirler. Psikolog olmadığımızdan bilemeyeceğimiz çeşit çeşit başka nedenle başarılı olmakla ilgili yanlış bir şema oluşturmuş olabiliriz.

 

Peki nedir bu Yüksek Standartlar Şeması?

YSŞ sahibi bir dost asla yeterince iyi ile yetinemez. Başarıları onu tatmin etmez, her zaman en iyi olmak ister. Kendi üzerinde sürekli bir baskı yaratır.

Hayatı program yapmakla geçer. Misal pole’a başlamaya karar verir, haftada 4 pole, 3 de kondisyon yapayım, tuvalette geçen zamanımı da stretching’e ayırayım der. Bu plan başlangıç için o kadar ağırdır ki, hiç başlayamaz. Yaptığı ağır programa uyabilse bile, bir süre sonra bu da yetmez; giderek kendi temposuna yetişemez hale gelir.

Dostumuzun hayatındaki iş-eğlence dengesi bozulur. Zamanını yaptığı şeyden gerçekten zevk almayarak, sadece daha iyi yapmaya çalışarak harcar. Yaratıcılığa ve gelişigüzelliğe zaman bırakmaz.

Üstelik bu acımasız standartları çoğu zaman çevresindekilere de empoze eder. Arkadaşları da yetersiz ve gergin hissetmeye başlar.

Buna daha popüler olarak mükemmeliyetçilik de denir, iş görümelerinde de “en kötü özelliğiniz” sorusunun cevabıdır; çünkü içten içe kültürümüz bunu “iyi” bir şey olarak görür.

Tanıdık mı?

Tabii ki tanıdık! Hepimiz tuvalette test çözen çocuklar değil miydik?

Üstelik bu yanlış şema hayatımız boyunca pekiştirildikçe pekiştiriliyor. Fitness endüstrisinde de ama bilinçsiz, ama sömürgence öyle bir standartlar konuyor ki ortaya! “Sen de yapabilirsin, şimdi başla, 30 günde handstand, sadece 99,9.”

 

Acı Gerçek

Can dostlar, üzülerek söylüyorum ki, çoğunuz hiçbir zaman rainbow marchenko yapamayacaksınız. Bedeniniz buna asla el vermeyecek.

Çoğunuz haftada 4 derse gelemeyeceksiniz; çünkü evde, iş yerinde başka sorumluluklarınız olacak.

Yine bir çoğunuz ne kadar çalışırsa çalışsın sınıf arkadaşlarının gerisinde kalacak ve kur tekrarına ihtiyaç duyacak. (Ben mesela defalarca alt sınıflara tekrar kaydoldum!)

Eğer bunlara tahammülünüz yoksa, sizi mutlu eden şeylerden yüksek standartlarınıza erişemediğiniz için soğuyorsanız, belki de standartlarınızı yeniden gözden geçirmeniz gerekebilir. Bunun için kendimizle yüzleşmek, disiplinli olmak ve her gün arzu ettiğimiz davranışlar üzerinde çalışmak, zihnimizde şemayı karşıt argümanlarla çürütmek gibi yollardan bahsediyor kitaplar.

Bence bütün bir jenerasyon olarak bu konuda okumalı, bilinçlenmeli, gerekirse psikolojik destek de almalıyız: o kadar yoğun en iyi olmalıyım diye hayatı kendine dar edenler.

Antrenman yapmak size o biricik anda neşe ve iç huzuru veriyorsa, aynen devam. Bunu yapmam lazım yoksa iyi bir polecu olamam diyorsanız, bence pole yapmak için ana motivasyonunuzun ne olduğunu, başarılarınızın size neden yetmediğini ve kendinizden beklentinizin ne derece insaflı olduğunu bir daha düşünün.

İnanın işin eğlencesine geri döndüğünüzde hem daha başarılı olacak, hem de başarılarınızdan daha çok keyif alacaksınız.

Okuma önerisi: Hayatı Yeniden Keşfedin / Daha Cesur, Üretken ve Doyumlu Bir Hayat İçin Gerekli Araçlar Yazar: Jeffrey E. Young , Janet Klosko

 

 

Yazan: Özge Uraz Kum / Pole Dance Eğitmeni
@ozgeurazkum

6 Yorum. Yeni Yorum

  • ece uzaslan
    7 Eylül 2020 15:17

    ben 43 yaşındayım geçen sene 4 ay geldim..ve hiçbir zaman harika bir pole cu olucam diye değil..gençliğimde imkan olmamasından yapamadığım hayalimi gerçekleştirmek ti sadece amacım..hocanın yaptıklarının yarısını bile yapabilmek çok mutlu etti beni ve gerçekten orada bir ders saati dünyadan koparıyordu beni 3 haftada vücudumun fit ve kaslı olmasıda bonus oldu?? en kısa zamanda tekrar başlangıç seviyesinden başlamak istiyorumm

    Cevapla
  • ece uzaslan
    7 Eylül 2020 15:22

    ben 43 yaşındayım geçen sene 4 ay geldim..ve hiçbir zaman harika bir pole cu olucam diye değil..gençliğimde imkan olmamasından yapamadığım hayalimi gerçekleştirmek ti sadece amacım..hocanın yaptıklarının yarısını bile yapabilmek çok mutlu etti beni ve gerçekten orada bir ders saati dünyadan koparıyordu beni 3 haftada vücudumun fit ve kaslı olmasıda bonus oldu?? en kısa zamanda tekrar başlangıç seviyesinden başlamak istiyorumm

    Cevapla
  • Damla Kırkbeşoğlu
    7 Eylül 2020 16:46

    Tüm gün pole videoları izleyip götünü kaldırmayan beni okudum… insanların neler başardığını gördükçe ellerimin kayıyor olması ya da düşmem aldığım mutluluktan neşeden beni uzaklaştırdı yerine yetersizlik duygusu geldi. Instagramda süreci göremediğimden herkes anasının karnından splitle doğdu sanıyorum… kendimi de hunharca yeriyorum. Bu çukura düştüm hala debelenmekteyim. Çok önemli bir yazı… “iyi bir polecu” olucam diye pole yaparken iyi hissetmeyi unutanlar için

    Cevapla
    • Herkes ne çok kayıyo, düşüyo ya da ne çok hareketi başaramıyo.
      Sadece onları paylaşmıyor çakallar.
      Splitsiz pole da olur, backbend siz pole da.
      ❤️❤️❤️✌️

      Cevapla
  • Ne guzel yazmıssın Ozge! Bence tüm hareketleri yapabiliyor olsaydık ve cabuk ulaşabilseydik pole hiç keyifli olmazdı. Onun keyfi yapamadıgın hareketi defalarca denemek ve yine yapamamak, ama biraz daha harekete yaklaşmış olmak 🙂

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü